Saat dünyasında bazı modeller vardır ki, onlara sadece saat demek haksızlık olur. Kollokium Projekt 01 Variant “D”, işte tam olarak böyle bir saat. Geleneksel lüks saatçiliğin cilalı, pırıl pırıl dünyasına bir meydan okuma niteliğinde. Öyle zarif işlenmiş kasalar, süslü kadranlar, iskelet mekanizmalar falan bekliyorsanız, bu saat tam tersini yapıyor. Ham, endüstriyel ve kasıtlı olarak “kusurlu” bir tasarım anlayışıyla saatin dünyasına bambaşka bir soluk getiriyor.
Peki, bu saat neden bu kadar farklı? Hadi detaylara birlikte bakalım.
Tasarım: Çelik Gibi Soğuk Ama Bir O Kadar Da Çekici
Bu saati ilk gördüğünüzde, klasik bir lüks saat gibi durmadığını hemen anlıyorsunuz. Projekt 01 Variant “D”, 316L paslanmaz çelikten döküm yöntemiyle üretilmiş. Yani CNC ile işlenmemiş, üstüne bir şey eklenmemiş ya da süslenmemiş. Direkt olarak “kalıptan çıktığı gibi” bırakılmış. Sonuç mu? Ne tam mat, ne de parlak, ama her bakışta farklı bir ışık yansıtan ham bir yüzey.
Bu, standart saat üretim süreçlerine tam anlamıyla ters bir yaklaşım. Çoğu marka, mükemmel simetri ve parlak cilalar peşinde koşarken, Kollokium bunu tamamen geri çeviriyor. “Saat temiz ve pürüzsüz olmalı” fikrini sorguluyor. Kasa neredeyse bir endüstriyel alet gibi görünüyor, ama işin ilginç yanı, elde tutunca beklenmedik şekilde yumuşak bir dokunuşa sahip olması.
Kendi içinde bir çelişki gibi, değil mi? Ama zaten bu saatin amacı da bu.

Kadran: Gelecekten Gelen Bir Optik İllüzyon
Şimdi sıkı durun. Çünkü kadran, bu saatin en vurucu noktası. 468 adet el ile tek tek yerleştirilmiş silindirik markör ile oluşturulmuş ve her biri Super-LumiNova dolgulu. Bu markörlerin çapları ve yükseklikleri değişiyor, bu da kadranı dümdüz bir yüzey olmaktan çıkarıp üç boyutlu bir sanat eserine dönüştürüyor.
Ama daha da ilginç olan şu: Bu kadran, aslında Adobe Illustrator’da piksellenmiş bir görüntünün üç boyutlu rekonstrüksiyonu. Eğer gözlerinizi hafif kısarsanız, 12 büyük saat işaretçisini ve ana yönleri belirten baton indeksleri seçebiliyorsunuz. İlk bakışta anlaşılmayan ama biraz dikkat edince çözülebilen tasarımlar her zaman en etkileyici olanlardır, değil mi?
Ayrıca, saatin saniye ibresine dikkat edin. Üçgen bir ağırlığa sahip ve sanki tek bir metal şerit bükülerek oluşturulmuş gibi görünüyor. Bu, saate gizli bir imza gibi eklenen hoş bir detay.
Mekanizma: Güçlü, Uzun Ömürlü ve Olduğu Gibi Bırakılmış
Şimdi teknik kısma geçelim. Kollokium, kendisini bir saat üreticisi olarak tanımlamıyor ve bu yüzden mekanizmayı dış kaynaklardan sağlıyor. Ama bu kötü bir şey değil, çünkü burada kullanılan mekanizma İsviçre yapımı La Joux-Perret G101.
68 saatlik güç rezervi sunuyor, yani cuma günü saati çıkarsanız, pazartesi takarken hala çalışıyor olacak. (Ama niye çıkartasınız ki, değil mi?) Kollokium, bu mekanizmaya hiçbir süsleme yapmamış. Üzerine marka ismi bile basmamışlar. Sebep? Çünkü gerek duymamışlar. Zaten mekanizmayı göremiyorsunuz bile. Peki bu bir problem mi? Kesinlikle hayır. Çünkü bu saat, görünmeyeni güzelleştirme derdinde değil.

Sonuç: Bu Saat, Herkes İçin Değil!
Eğer pırıl pırıl cilalanmış, klasik bir İsviçre saati arıyorsanız, muhtemelen Projekt 01 Variant “D” sizi biraz şaşırtacaktır. Çünkü bu saat, şık takım elbise altına takılacak bir zarafet objesi değil. Daha çok, kuralları umursamayan, kendine özgü bir stil peşinde olanlar için tasarlanmış.
Düşünün, çoğu lüks saat markası en küçük çizikten bile kaçınırken, Kollokium, saatin kasasını olduğu gibi bırakıyor, endüstriyel bir alet gibi tasarlıyor ve sonuçta son derece çarpıcı bir kimlik ortaya koyuyor.
Özetle: Bu saat bir meydan okuma. Eğer siz de saatlerin sadece zamanı gösteren aksesuarlar olmadığını düşünüyor ve farklı olanın peşindeyseniz, Projekt 01 Variant “D” tam size göre olabilir. Eğer geleneksel saatçilik anlayışından uzak bir şey arıyorsanız, bu saati mutlaka incelemelisiniz. Çünkü böyle bir tasarım, her gün karşınıza çıkmaz.
kantièm sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.